12 Kasım 2017 Pazar

Başı Yerde


Duydukları mutlu etmişti onu. Ama bozulmaktan kendini alamadı. Neden ona söylemiyorlar da bir başkasına anlatıyorlardı. Şu öğrencileri anlamak ne zor dedi. Öğretmenler odasında beş dakikalık teneffüste aceleyle bir şeyler atıştırırken zümre arkadaşı yanına yaklaşmıştı. Gülümseyerek kocaman, öğrenciler seni çok beğeniyor demişti. Kim, dokuzlar mı? Hayır on birler. O hiç bir şeyi beğenmeyen, dünyanın merkezinde kendini gören ergenler mi? Nasıl olurdu? Dersi çok iyi anlatıyormuşsun. Hele ezberlettiğin şiirlere bayılıyorlarmış. Demek öğrencilerinin kalbini fethetmişti. Kendini ve dersini sevdirebilmişti. Sonunda. Başarmıştı işte. Ama bunu ona iletmemeleri biraz onur kırıcı, biraz üzücüydü. Takdir muhatabına dolaylı yoldan ulaşmıştı. Dolaylı da olsa ulaştı işte, daha ne istiyorsun? Amacın dersini iyi anlatmak ve sevdirmek, gerisi laf ü güzaf. Ah, yine de... Bana söyleselerdi ya. Ne olurdu sanki, dedi. Azıcık mutlu olsam, sevinsem.

Hiç yorum yok:

Adem ile Havva

“Merhaba.” dedi kadın. Sesi yorgundu. Sair zamanlara göre daha boğuk ve zoraki çıkmıştı. Odadakiler kafa salladılar. Aralarında tar...