13 Mart 2015 Cuma

Anne ben öğretmen oldum - 4


Erkek öğrencilerimden bir bahis açmamak olmazdı bu blogda.

İkinci dönem idare bir sürpriz yapıp üç yeni erkek sınıfı verdiğinde bu kadar yorulacağımı tahmin etmemiştim. Şimdi tecrübelerim bu tatlı ama zorlu sürece alışmaya çalışadursun dönem sonuna kadar iki sınıfın akaid ve kelam, diğerinin dini musiki derslerine gireceğim. Aynı katta da nöbet görevim var.

Karşımda şımarık, çoğu çift dikiş gelen, her an kaynatmaya meraklı, Hababam sınıfıyla yarışır kırka yakın mevcuduyla 11 sınıflar. Gazan mübarek olsun Saliha!

Öncelikle bir kez daha teyit ettim ki “erkek milleti suskun, içine kapanık, konuşkan değil” diye bir şey yok arkadaş. O ne çene öyle, sanırsın annesinin karnından spiker, eleştirmen, hatip olarak dünyaya gelmiş. Hiç susmuyorlar. Ama benim pis (!) yöntemlerim sayesinde –asla bağırmam, uzun süre bakışlarımı diker, beklerim, gerekli olduğu vakit çocuk uyutur gibi şişşttt şişşt der, hemşire misali başparmağımı dudağıma götürür, susması gerektiğini hatırlatırım. Çok konuşanları seçer, teneffüste birebir konuşma yapar, davranışının beni rahatsız ettiğini, bu şekilde dersi işlemek istemediğimi, bana yardımcı olması gerektiğini hatırlatır, ondan söz alırım. Çocuk sınıfta taşkınlık yapmak isteyince, hani konuşmuştuk der, sözünü hatırlatırım- biraz yola gelir gibi oldular.

Bugün elhamdülillah dersi her iki sınıfta da zevkle işledim. Sorduğum sorulara sürekli parmak kaldırıp cevap verdiler. Tabi işin ucunda artı almak da vardı. olsun, bu da güzel. demek pekiştireçler işe yarıyor. Birebir konuşma yaptığım yaramazlar güruhu kendi istekleriyle ön sıralara geçmiş, kitaplarını açmış can kulağıyla –tabi arada kaynatmaktan vazgeçmeyerek- beni dinlediler.

Şimdiden onlarla güzel hatıralar biriktirmeye başladım.

Dün nöbetteyken yaramazlardan biri kantinden gelirken bana da çay almış, hocam buyurun, diyerek ikram etti. Nasıl mutlu oldum anlatamam!

Son saat dersim vardı diğer yaramaz sınıfa. İki kişi yanıma geldi, hocam siz çok yorulmuşsunuzdur, nöbetçisiniz. Arkadaşımla hazırlandık, dersi biz anlatalım, dedi. Sanırım mutluluktan bayılacaktım!

Tembel, çalışkan, sessiz, hareketli, çekingen, şımarık nasıl olursa olsun erkek öğrencilerin hepsi beni gördüğü vakit mutlaka selam verip hal hatır soruyor. Vefa duyguları çok yüksek. Onları bu konuda takdir ettim. Oysa kız öğrenciler böyle değil.

Samimiyetlerine şaşıyorum; bu kadar açık sözlü ve dürüst oluşlarına. okudukları kitapları paylaşmaları, hangi sohbetlere gittiklerini söylemeleri neyse de kız arkadaşlarından bahsetmeleri, sigara içtiklerini anlatmaları, ailelerinden uzun izahatlar vermeleri beni hayrete düşürüyor.


Bakalım, sene sonuna kadar ne maceralar yaşayacağız onlarla. Merakla, keyifle biraz da korkarak bekliyorum:)


1 yorum:

Adsız dedi ki...

Sızce neden erkek öğrenciler bu kadar rahat rahat sıze herseylerını anlatırken kızlar anlatmıyor. Hıc dusundunuz mu..Belkıde guvenmıyolar. Pekı neden nıcın?? Erkeklerin yaptıgı yanlıs okulda normal karsılanırken kızların kı olay oldugu ıcın olabılır mı. Yada her güvenip konustuğu hoca ıkı GUN sonra ailesıne anlattığı ıcın olabılır mı. Ama soylede bır gercek varki bızde cogu erkek hocaları daha samımı hıssedıyoruz... Guven verın kızlara. Cok ihtıyacımız var. Herkesten cok..

Adem ile Havva

“Merhaba.” dedi kadın. Sesi yorgundu. Sair zamanlara göre daha boğuk ve zoraki çıkmıştı. Odadakiler kafa salladılar. Aralarında tar...