30 Nisan 2014 Çarşamba

itiraflarım


eskiden aynı anda aynı türden birkaç kitabı bir arada okuyamazdım. şimdilerde bu değişti nasıl olduysa.
okulda öğrencimin birinin, derslerimde sürekli kitap okuması üzerine kitabına el koydum. 
kitap okumasına tabi ki karşı değilim hatta ona bakınca lise çağlarındaki kendimi görüyorum.  ders teneffüs dinlemeden okuyan biriydim. fakat derslerde beni hocalarım uyarmazdı ne hikmetse. ben de okumaya devam ederdim. oysa şimdi öğretmen olunca öğrencilerimi uyarıyor ve dersim ne ise o ders ile ilgilenmelerini istiyorum. 
mesela söz konusu ders Kur'an-ı Kerim olunca ısrarla meal okumalarını söylüyorum. okumayan kişi belirlediğimiz sürenin arapça lafzı ve türkçe mealini yazacak, ya da ezber çalışacak ve sırası gelen yüksek sesle okumasını yapacak. 
dört seçeneğimiz var ve tercih onların.
her neyse...
el koyduğum kitap "Aynı yıldızın altında" fena değil gibi.
boş derslerde okuduğum kitap "hakan albayrak kitabı". gençlik zamanlarında gündeme dair isyanlarını kusmuş olduğu bir çalışma.
eve gelip de yorgunlukla kendimi yatağımın üstüne atıp dinlenirken okuduğum kitap "taş ve ten" .düşünüp de ad koyamadığım bazı hallerimin ve hallerin tahliliyle sık sık karşılaştığım bir roman.

bu kadar çok kitabı aynı anda okumak iyi değil aslında.
bir şeyleri örtmeye çalıştığımın göstergesi.
düşünmekten kaçtığımın.
başka satırların gölgesi altına sığındığımın resmi.

sahi bir blog yazarı bu kadar samimi itiraflarda bulunmalı mı?

25 Nisan 2014 Cuma

Ruhumu hissettim


Mübarek cuma günü ne benzersiz bir günmüş.
 
Kutlu doğum haftası münasebetiyle okulumuzda Kur'an-ı Kerim'i güzel okuma yarışması düzenlendi. bugün final kısmı vardı yarışmanın. iki bin kişilik okulda finale kalan 19 öğrencinin her biri harikulade sesi, makamı, mahreci ve tecvitleriyle okurken Kur'an'ı adeta ruhumu hissettim. zevk ve huşu içinde dinlerken doymaya çalışan ruhum, kalpler ancak Allah'ı anmakla huzur bulur (Rad suresi) ayetini hatırlattı bana. ve sonra düşündüm; hamdolsun yaptığım iş iki cihana hitap eden bir iş. her ne kadar stres, sıkıntı olsa da meşakkatler yaşansa da bazen kızsam da öğrencilerime hayıflansam da hallerine madalyonun diğer yüzü aydınlık, ferahlık, ümit dolu.

finale çıkan 3 öğrencim vardı. üçünün okuyuşunu da çok beğeniyorum. hangisi kazansın diye sorsanız, seçim yapamam. onlar okurken empati fazlalığı nedeniyle ben de heyecanlandım. sonuçta içlerinden biri kazandı. merdivenlerde görünce onu tebrik ettim, birbirimize sarıldık. 

sarılmanın verdiği güven, huzur, paylaşılan duyguların yayılan enerjisi muhteşemdi. ruhumu hissettim yeniden.

yani bu yazıyı bugün size ruhlar aleminden yazdım:))

 

24 Nisan 2014 Perşembe

Günlüğümü bulunca


en son 6 ay önce hayatımın hülasasını not ettiğim günlüğümü buldum. 25 yaşımın son zamanları ve 26'ya girişten pasajlar bulunuyor içinde. okurken bazı yerleri canım acıdı; şu kısacık zaman dilimi içinde neler yaşamışım ve nelerle karşılaşmışım apansızın. ümitler filizlenmiş boy boy; bazısı başak atmış bazısı çürüyüp gitmiş. arkasından bana "anlamaya çalışmak" düşmüş.

evet, ben bir şeyi kaybettiğim vakit, niye? sorusundan ziyade, nasıl? sorusunu sorarım. olaylar bu hale nasıl geldi? derim mesela. nasıl olabilir bu? diye devam ederim. nasıl da farkına varamamışım? nasıl?...na...sı...l.. kimi vakit cevaplar belirir kafamda. taşlar oturur yerine. kimi vakit çevremdekilere sorar onlardan yardım beklerim. böyle böyle çıkar cevaplar ortaya, mantığıma oturdukça kalbim de kabullenir.

oysa teslimiyet bu değil.

önce kabullenmektir. kalben inanmak ve başa gelene razı olmaktır.

biliyorum, biliyorum.

fakat bilmek yetmiyor uygulamak çok başka.

öyle işte...neler söyleyecektim neler yazdım,
.


Herkesin bir kelimesi vardır. Ya seninki?

En çok okunan yazılar

Etiketler

Pages

Buscar