23 Şubat 2014 Pazar

Saadet kapısından girdik

yoo dostum yooo! ben aslında hep buralardayım.
lakin yazıyla aramız soğudu.
yazmaz oldum artarak giden bir okuma telaşı içinde.


uzun zamandır fotoğraf da çekemiyordum.
iş güç, eğitimler vs. derken nihayetinde süpriz bir Şubat sıcağında tıpkı eski enerjik günlerimde olduğu gibi tabanlarım acıyasıya kadar hiç şikayet etmeksizin gezdim/ gezdik. objektifime bir iki kare düştü, paylaşayım blogum şenlensin istedim.


öğlen Eminönünden bindiğimiz Üsküdar vapuruyla başladı gezimiz.
çengelköyde kahvaltıyla ve Çikolata kafede soluklanarak devam etti.
zaman çabucak ilerledi.
İstanbul sise büründü ikindi vaktinde.
Fındıklı sahilindeki gayretli amcayı modelim seçtim. göğü delercesine uzanan minarelerin önünde durmuş olması iyi bir hikayeydi bence.



ardından tophaneye doğru devam ettik ve Çukurcuma sokaklarına daldık.
oradan daha yukarıyla Cihangir'e çıktık.
galeri ve antika dükkanlarıyla dolu başka bir İstanbul vardı karşımızda.
kabullendik ve sevdik.
zira aşkın gereği kabullenmek değil miydi?


dönüş vaktinde Kılıç Ali Paşa cami bu kışkırtıcı güzelliğiyle gülümsedi bize. 
seyrine doyum olmazdı ancak Karaköy'e geçip açlığımızı bastırmak arzusuyla balık ekmek yiyecektik daha.
sonra Süleymaniyeye çıkacaktık..
yedik, çıktık, dolaştık...

bir kez daha maneviyatı ve maddiyatıyla bizi büyüleyen bu harikulade şehirde yaşadığımıza defaten şükür ve hamd ettik. 
Girdiğimiz saadet kapısıydı. içinde mutlulukla ilerledik.

1 yorum:

eviminnuru dedi ki...

İstanbul sizin ağzınızdan başka güze olmuş

Herkesin bir kelimesi vardır. Ya seninki?

En çok okunan yazılar

Etiketler

Pages

Buscar