23 Ocak 2014 Perşembe

Ruhunu kaybeden kalp


çok mutsuzum bugünlerde. umutsuz muyum? değil.
sadece tat alamıyorum pek çok şeyden.
sahip olduklarımı hatırlayıp defalarca şükrediyor, hamd ediyorum elimden alınmasın diye.
lakin dozajı gittikçe artan hüzün ve yalnızlık girdabında parçalanışımın açıklamasını neye borçluyum, bilmiyorum.
dünyanın en güzel şehrinde, en nadide eserleri izlerken, hayalini kurduğum mekanları gezerken, sevdiklerimle birlikteyken dahi mutsuzum.
sahi nedir mutsuzluk?
bilançosunu çıkaralım mı?
yatıralım mı onu ameliyat masasına, deşelim mi bedenini ve alalım mı ellerimize kalbini?

biri kalp mi dedi?
ruhunu kaybeden kalp, atı üstü meselenin kendisiydi.
fakat elimizden ne gelir ki?

Adem ile Havva

“Merhaba.” dedi kadın. Sesi yorgundu. Sair zamanlara göre daha boğuk ve zoraki çıkmıştı. Odadakiler kafa salladılar. Aralarında tar...