20 Temmuz 2013 Cumartesi

Unutmak


"unutmaktan korkuyorum."dedi.

yüzünde kaybetmekten korkanların ifadesi: hüzün, vazgeçişler, bekleyişler...

"ve..."

devam et dercesine başımı sallıyor, adeta beni  esir alan hikayesini anlatmasını meraklı bir çocuk edasında bekliyorum. derken çağrışımlar diyarına konuk oluveriyorum, şairin mısraları yankılanıyor zihnimde: "gözlerin gördüğüm en güzel şehirdi." demek ki unutmamışım! 

"ve biliyor musun, asla umudumu kaybetmedim. bazıları buna salaklık diyor."

"başkalarının ne dediği senin için önemli mi?" 

"yoo, değil. önemli olan inancımızı kaybetmemek. eğer inanıyorsanız üstünsünüz, diyor kitapta. ben, beni salaklıkla itham edenlerden üstünüm. bu yüzden..."

"hangi kitap?" soruyorum ilgiyle.

şaşkınlıkla bakıyor. uzaklardan, kent ormanından serçe sesleri geliyor; güneş batıya biraz daha meylediyor; ikindi güneşinden yüz bulan mahalle sakinleri sokağa taşınıyor, ellerinde örgü işleri. yeni yetme bir ergen açtığı son ses müzikle sokağa yayın yapıyor, mikrofondaki ses, unutmak o kadar kolay mı sandın? yolların bana aşktır artık, diyerek acısını kusarken mahalleli kadınlar tığlarını, şişlerini bırakıp kucaklarına, söyleniyorlar çocuğa.

"kur'an'da."

"ya korktuğun başına gelirse?" sorular sormakta ısrarcıyım bugün. 

"hangi korktuğum?

"unuttun mu yoksa?" diyorum hayretle ve çokça kızgınlıkla.

"neyi?" diyor şehri andıran gözlerini kocaman açıp.

Hiç yorum yok:

Yol yorgunu

insan yorgunken ne kelimelerini yerli yerince kullanabiliyor, ne gezmeye vakit ayırabiliyor ne de film izleyip kitap okuyabiliyor. en bas...