18 Mayıs 2013 Cumartesi

Siz hangi gruptansınız?



Sokakta oyun oynamanın lezzetini bilir misiniz? Ben pek az bilirim; fakat verdiği hazzı, keyfi bugün dahi unutabilmiş değilim.
Hayatın tanıklığıdır sokak; yaşamın kendisi. Öğrenmeyi öğrenmenin provasıdır, şimdinin ve geleceğin inşası. Ne televizyonda seyredilenler daha gerçek ne internette edinilen bilgi daha sahici. Sokak, düpedüz kendini ve diğer mahlûkatı keşfetmenin asıl yolu. Buradaki tanıklıktır bilgiye yol açan, tecrübeyle kol kola yürüyüşe çıkan.
İyi kötü, güzel çirkin ne varsa hepsini bir tepside sunar sokak insana. Bazen el, muzır olana uzanır; bazen göz, fenayı örnek alır. Zamanla öğrenir her nefis sahibi doğruyu, yanlışı.
Öğrenmekten çıktık yola. Öyleyse bir soruyla devam edelim bu noktada. Küçük bir kardeşiniz veya çocuğunuz olduğunu varsayalım. Oyun oynarken arkadaşlarıyla, namaz vakti giriyor. Müezzinin de sesi pek tuhaf bugün, biraz çatallı biraz hasarlı. Üşütmüş yahut yıpranmış olmalı. Çocuk bu ya başlıyor ezanı alay edercesine okumaya. Arada kıkırdıyor ve devam ediyor kaldığı yerden taklit yapmaya.
Siz, bu manzaraya şahit olduğunuzda ne yaparsınız?
Okumayı bırakın ve düşünün. Sadece bir dakika.
Birinci gruptakiler: Ağzına acı biber sürerim. Gör bak bakalım bir daha yapıyor mu bu terbiyesizliği!
İkinci gruptakiler: Enseye bir tane şaplak! Haylaz çocuk nereden öğreniyor bunları?
Üçüncü gruptakiler: Karşıma alır, güzelce konuşurum. Ezanın, İslam’daki yerini anlatır, dini değerlere saygı duyması gerektiğini hatırlatırım.
Dördüncü gruptakiler: Benim çocuğum yapmaz öyle şey. Kesin bir başkasından öğrenmiş olmalı.
Şimdi size Mahzure’nin öyküsünü anlatacağım.
Medine sokaklarında arkadaşlarıyla oyun oynarken Mahzure, ikindi güneşi vakti haber veriyor. Hayye ale’s- salâh nidasını duyan Müslümanlar işini gücünü bırakıp bir soluk almak, Rabbiyle muhabbete dalmak üzere mescidin yolunu tutuyor.
Bu esnada Mahzure, nedendir bilinmez, kötü bir taklitle ezan okuyor. Arkadaşları gülüşüp durdukça o kendinden geçiyor.
Kutlu davete uyanlar arasında olan Allah Rasulü şahit olunca bu manzaraya, usulca yanaşıyor Mahzure’nin yanına. Tam karşısına geçip:
“Haydi, bana da bir ezan oku bakalım.” diyor.
Mahzure şaşkın, Mahzure bin pişman. Ne diyeceğini, ne söyleyeceğini şaşırıyor. Hz. Peygamberin (asm) isteğini geri çeviremez. El pençe ezanı okuyor. Arada hatalar yapıyor. Rasulullah kızmadan, sinirlenmeden yanlışlarını düzeltiyor küçük çocuğun. Nihayet ezan bittiğinde rahat bir nefes alıyor Mahzure.
Diğerlerinin meraklı bakışları arasında, Peygamberimiz (asm) başını okşuyor, sırtını sıvazlıyor pişmanlığı yüzünden okunan Mahzure’nin. Ardından:
“Mübarek olsun.” diyor. Hızlı adımlarla mescidin yolunu tutuyor.
Beşinci gruptakiler: Ne yapmalıyım? Acaba Allah Rasulü olsa nasıl davranırdı? Onun gibi yapmalı. Kitapları karıştırmalı, hadis okumalarına yeniden başlamalı.   
Sahi, siz hangi gruptansınız?
 

Hiç yorum yok:

Adem ile Havva

“Merhaba.” dedi kadın. Sesi yorgundu. Sair zamanlara göre daha boğuk ve zoraki çıkmıştı. Odadakiler kafa salladılar. Aralarında tar...