20 Şubat 2013 Çarşamba

Öyle bir geçer zaman ki


Biliyor musunuz, uzun zamandır yirmi dört saate biçilen vaktin yetersizliğinden dert yanıyor, onu verimli kullanmanın yollarını arıyorum. Zira yaş aldıkça çocukluğumun asırlara bedel zamanından gittikçe uzaklaşıyorum. Yaşadığımız her an, kendi hakkını istercesine karşıma dikiliyor ve sitemle ziyan edilişinin hesabını soruyor. Başım önde boynum bükük, mahcubum hatam büyük! 

Tagore’un sözü bu esnada zihnime çakılıyor: “Boş zaman yoktur, boşa geçen zaman vardır.”
Hakikat canımı acıtıyor; malûm israf sadece yeme-içmeye münhasır değil. Bize emanet olarak verilen her “şey” bizce israf edilebilme potansiyeline sahip. Ancak tersi de mümkün, o “şeyleri” bereketlendirmek ve kaliteli değerlendirmek de yine insanoğlunun elinde.
Sahi var mı bunun yolunu bilen? Aklınıza neler geliyor?
İlk etapta Peygamberimiz’in (asm) sözünü hatırlıyorum: “İki günü bir olan ziyandadır.” Herhangi bir çerçeveye hapsetmeksizin, şunları bunları yaparsanız gibi sıralamalara, izahlara girişmeksizin bir ölçü veren Hz. Muhammed, hesaplaşmayı nefsimize bırakıyor.
Kur’ân’da, zamana yemin edilmesi, onun kutsallığını, paye biçemediğimiz değerini, anlayamadığımız hikmetini gözler önüne sererken âyetin devamı tüylerimi diken diken ediyor: “İnsan gerçekten ziyan içindedir.”
Zaman ve ziyan ilişkisi tefekküre dâvet ediyor başrol oyuncusunu. İnsan düşünmeli, zaman ayırıp, uzunca.
Nerede okuduğumu hatırlamadığım, defterime not alarak kayda geçirdiğim mühim bir tesbiti yeri gelmişken burada paylaşmalıyım: “Şimdi diğer zamanlardan üstündür, çünkü size aittir.”
Tam şu an, bulunduğumuz lâhza, ne kadar kıymetli! Ona sahibiz, yalnızca çok kısa bir süreliğine. Az sonra, kuş misali kanatlanıp bizden sür’atle uzaklaştığında “geçmiş”e ait birer anı olacak levh-i mahfuzda. Ne değiştirmesi mümkün, ne geriye alıp yeniden yaşaması… Giden gitmiştir bir kere.
Ümitsizliğe kapılmayalım, elbette, emaneti hakikî sahibine satarak şu geçici ömrümüzü ebedî bir âleme çevirebiliriz. Nur’un Üstadı, Allah yolunda sarf edilen hayatın fanilikten bakiliğe geçişini adeta bir dönüşüm, iyileştirme olarak nitelendirirken ne güzel söyler:
“Fani mal beka bulur. Çünkü Kayyum-u Baki olan Zat-ı Zülcelal’e verilen ve O’nun yolunda sarf edilen şu ömr-ü zail, bakiye inkılâp eder. Baki meyveler verir. O vakit, ömür dakikaları, adeta tohumlar, çekirdekler hükmünde zahiren fena bulur, çürür. Fakat âlem-i bekada saadet çiçekleri açarlar ve sümbüllenirler. Ve âlem-i berzahta ziyadar, munis birer manzara olurlar.”
Buraya kadar her şey güzel. Fakat medeniyet fantaziyeleri aldatmaya, uyutmaya devam ederken imtihanımızın kolay geçeceğini kim söylemiş!

Hiç yorum yok:

Herkesin bir kelimesi vardır. Ya seninki?

En çok okunan yazılar

Etiketler

Pages

Buscar