8 Kasım 2012 Perşembe

Şehit tahtından Rabbe gülümser



Ülke gündeminin hiç değişmeyen maddelerinden biri; şehitler. Bazen sürmanşetten verilir o meşum haber, bazen küçük bir sütun ile geçiştirilir. An gelir yüzlerce yüreğe ulaşır acısı, kimi zaman da kimsenin umursamadığı bir ağıta dönüşür. Şehidin annesi, babası, eşi, dostu göğsünde taşıyadursun ıstırabını, sona erer mi bu acı? Gün ağarıp karardıkça, zaman eskimeye yüz tuttukça unutulur mu?

Teyzelerimden biri üç oğul sahibi. İki oğlunu askere gönderirken dilinde hep şu dua vardı:

“Allah’ım! İnşallah oğlum şehit olur.”

Şimdilerde bu duayı henüz askerlik çağına ulaşmamış küçük oğlu için yapıyor. Biz de hayretle karşılıyoruz onun bu isteğini. Anlamıyoruz, anlamlandıramıyoruz. Nasıl olur da bir anne çocuğunun şehit olmasını isteyebilir? Ya duası kabul olsa… Teslim ve tevekkül ile hayatına devam edebilir mi? Dayanabilir mi ana yüreği? Kim bilir…

Annenin isteği neyse de… Kendi arzusuyla Allah yolunda ölmeyi dileyenlere ne demeli? İslam tarihinin kaynakları şahadet amacıyla korkmadan ölüme yürüyen kahramanlarla doludur. Henüz on beş yaşındayken Uhud savaşına katılmak üzere Peygamberimize ısrarla başvuran Semure ile Rafi’nin samimiyeti neydi? Ayaklarının ucuna basarak boylarını uzun gösteren, maharetlerini sergileyerek ok atmada ve güreş yapmada iyi olduklarını ispat eden bu iki küçük cesurun içtenliğine bugün hangimiz sahibiz?

Ne mutlu bize ki şehit olmanın yolu sadece savaş meydanlarında olmaktan geçmiyor. Suda boğularak ölen, karın hastalığından ölen, yangında ölen kimseler de şahadet mertebesine ulaşıyor. Hatta ailesi uğrunda öldürülen bile şehit oluyor.*
Kuranda müjdelenen ve her defasında okumaktan zevk aldığım ayetler yine şehitler üzerine:

“Allah yolunda öldürülenleri ölü saymayın, bilakis Rableri katında diridirler. Allah'ın bol nimetinden onlara verdiği şeylerle sevinç içinde rızıklanırlar, arkalarından kendilerine ulaşamayan kimselere, kendilerine korku olmadığını ve kendilerinin üzülmeyeceklerini müjde etmek isterler.”**

Ne ümit verici bir ayet, en harikulade şekilde insanı teselli ediyor. Üzüntüler, kederler bir bir çekiliyor, teslim bayrağı ellerinde. Geriye vuslat gününün cezp edici merakı kalıyor.

Şehit, tahtında Rabbe gülümsüyor. Ah o ne güzel bir tebessümdür. Kimseler bilmiyor, bilemiyor!

*Ebu Davud 4772, Nesei, Tirmizi
** Al-imran süresi, 169-170

  

1 yorum:

Erkan Şen dedi ki...

Kuzenlerinden hareketle söylemek gerekirse; yaşayan ve nefes alan her kişi şehit olma şansını hala taşıyor demektir.

Ömrün hayırlısını dilediğimiz gibi ölümün de hayırlısını dilemek adet olmuş ya, o halde şehadet mertebesiyle ölmek ölümlerin en hayırlısı olsa gerek.

Allah herkese hayırlı bir ömür ve ölüm nasip etsin.

Herkesin bir kelimesi vardır. Ya seninki?

En çok okunan yazılar

Etiketler

Pages

Buscar