27 Eylül 2012 Perşembe

Fotoğrafın anlattığı


Bir fotoğraf: Deniz kenarında güneşlenen insanlar ve altı adamın yüklendiği kapkara bir tabut.

Olay gazetelere küçük bir sütunda, şu başlıkla yansıyor: “Ölümüne aldırış bile etmediler.” İsveçli turist Bodrum’da boğularak can vermiş. Aynı plajda denize girenler cansız bedenin etrafında hiçbir şey olmamış gibi yüzmeye, güneşlenmeye devam etmiş.

Haberi okuyunca zihnimden pek çok psiko-sosyal kuramın öncüleri tesbitleriyle selâm verip geçti. Ancak kalıplar üzerinden değerlendirmeler yaparak insanlığa dair tahlillerde bulunmak yerine daha basit bir cümle üstün geldi hepsinin yerine: “Doğrusu insan çok zalim, çok cahildir.”

Bu âyet, kendini ve Rabbini bilmekle mükellef tutulan insanın tabiatını müthiş bir şekilde tanımlarken emaneti yüklenen nefis sahibinin aslında bu yüklenişte sadece kendisiyle sınırlı kalmadığını da hatırlatıyor.

Zira insan, yapısı itibariyle başkaları ve çevresiyle de ilgili. Sosyalliğini bizzat buna borçlu. Allah’ın halifesi oluşu ona çokça sorumluluklar yüklüyor. Fakat bugünün insanı vazifelerinden ya habersiz kalmayı yahut onları reddetmeyi seçiyor. Hem de inatçı bir vurdumduymazlıkla.

Oysa mesuliyet duygusudur bize insanlığımızı hatırlatan, vicdanımızı harekete geçiren, göğsümüzdeki imanı kavileştiren.

“İman insanı insan eder, belki insanı sultan eder.” sözüne bir de bu noktadan bakmalı. “İnsan” olmanın hakikî manasına odaklanmalı.

Zannederim bu yüzden (zayıf iman) cansız bir beden dahi “ibret” olmaktan çıkmış, manasız bir hal almış insanlığın gözünde.

Haberin bize anlatmak istediği gayet açık: Artık ne yazık ki hiçbir şey bizi eskisi kadar etkilemiyor! Hislendirmiyor! Duygularımızı harekete geçiremiyor!

Her şey o kadar sıradan ve bir o kadar bayağı.

Ne şiddet haberleri, ne de zulümler, işkenceler ruhumuzu sarsabiliyor…
Merhamet, acıma ve yardımlaşmayla örülü ahlâkî değerlerimiz kan kaybediyor. Adeta kör, sağır ve dilsiz bir mecnuna dönmüşüz de kaybettiklerimizin ardından ağlayanımız yok. Dilimizde bir yaşamaktır tutturuyoruz ısrarla. Lâkin nasıl bir yaşamak?

Yoksul, sersefil; duygularından arınmış modern dünyanın telâşsız düşkünleri. Şimdilerde halimizi en iyi özetleyen cümle bu.

Kendi kendimizle hesaplaşmanın vakti sanırım geçiyor bile.

“Mesuliyet imana dayanan bir duygudur.” diyen Mustafa Kutlu’ya katılmamak mümkün mü…
26.09.2012

http://www.yeniasya.com.tr/yazi_detay.asp?id=8072

2 yorum:

Erkan Şen dedi ki...

Fotoğrafın yorumu oradakiler için belki doğru ama "biz" şeklindeki tespitlerine katılmıyorum. Belki "bazılarımız" olabilir ama "biz" kesinlikle olmaz.

KuMbaRaMdaKi KeLiMeLeR dedi ki...

önce kendi nefsimizden benden/bizden yola çıkıyorum... direk "bazılarımız" üzerinden konuşsam yanlış olur diye düşündüm. zaman zaman biz de düşmüyor muyuz bu ve benzeri hatalara sevgili Erkan?

Herkesin bir kelimesi vardır. Ya seninki?

En çok okunan yazılar

Etiketler

Pages

Buscar