9 Ağustos 2012 Perşembe

MİSAFİR


Beklenen nihayet geldi… Öyle bir gelişle geldi ki, cennet kapıları pare pare açıldı sonsuzluğa. Cehennem kapıları kapatıldı katbekat sıkı sıkıya. İblis, bu sefer serbest değildi kötülüğünü icra etmede. Fena olan ne varsa yeryüzünde, yasaktı. Misafir gidesiye kadar şeytanın elleri, ayakları sıkıca bağlıydı.

Beklenen nihayet geldi… Her zamanki gibi olağanüstü ve muhteşemdi. Fevç fevç dağıldı kararan dünyamıza, şehrimize. Evlerin kapılarından sükûn ile süzüldü. Sinelere bereket ile sokuldu. Hayatımızı yeni baştan düzenleyerek başladı işe. Önce vakti belirledi. Gün ikiye ayrıldı memnuniyetle. Adına sahur ve iftar denildi. Sonra sözümüze, halimize, yaşayışımıza çekidüzen verdi. “Rab” isminin terbiye ediciliği ile seslendi ruhumuza, kalbimize. Talim ve tedrise başladı bir anne şefkatiyle. Şımarmış nefsimizi ikaz etti rikkat ile. Arındık, aklandık; yeni doğmuş bir bebek gibi, uykusundan henüz uyanmış bir kimse gibi aydınlandık.

Beklenen nihayet geldi… Ve gerçek yolculuk başladı. İçimize döndük, insanlığımıza. Unuttuğumuz değerler bir bir canlandı varlığımızda. İyilik, hayır, atıfet, adalet… İyi bir insanım ben, demekle yetinmenin; yürekte uyuyan iyiliğin hiçbir işe yaramadığının farkına vardık. Doğru olanın birbirine karşı iyi olmakta, birbirine muhabbet göstermekte saklı olduğunu anladık. Bir başkası için atmıyorsa kalbin, ne önemi vardı hayatta yer edinmenin? Bencilliğin ve merhametsizliğin aslında bize hiç mi hiç yakışmadığının bilincine bu ziyaret ile vardık.
Beklenen nihayet geldi… Kulluğumuzun ne ulvi bir meslek olduğunu hatırladık sayesinde. İbadetlerin önemini kavradık. Miraca çıktık çok kereler. Huzura durduk, heybemizde pişmanlıklarımız, günahlarımız ve hayıflanmalarımız ile beraber. Havf ve reca arasında gittik geldik günler geceler boyu. Ağlayarak anlattık bizi bizden daha iyi bilen Yaratıcımıza. “Ben beni bıraktım Allah’ım. Sen beni bırakma.”diyerek fısıldadık yüreğimizdekileri. Anlattıkça açıldık, açıldıkça yol aldık. Cevap geldi, müjdeledi Kur’an: “Rabbin seni terk etmedi, sana darılmadı da.” Rahatladık.

Beklenen nihayet geldi... Manevi bir tılsım sardı dört bir yanı. Camiler her zamankinin aksine gani gani ziyaretçilerini ağırladı. Evler misafirler ile doldu taştı. Allah için aç kalmış benizler sararıp solarken yüzler nura gark oldu. Kötü sözler yutuldu, öfkeler dindirildi. Bir tatlı intizar, bir huzur dolu bekleyiş sabrı, tahammül ve tekâmülü öğretti. Şükr-ü manevi çeşmesinde feyizlendi niyetlenen her kişi. Aczini, fakrını bilerek geri çekildi. Duruldu israfa kaçan tüm istekleri. Oruç ile hemhal olan, Ramazan ile halleşen artık tertemizdi.

Beklenen nihayet geldi, hoş geldi. 

Hiç yorum yok:

Yol yorgunu

insan yorgunken ne kelimelerini yerli yerince kullanabiliyor, ne gezmeye vakit ayırabiliyor ne de film izleyip kitap okuyabiliyor. en bas...