9 Temmuz 2012 Pazartesi

Fotoğraf aşkına



Yeryüzünde her gün, her saat, her dem gerçekleşen mucizeler vardır. Aldığımız nefes, bizden habersiz çalışan kalbimiz, milyarlarca parçaya bölünen hücrelerimiz bedenimizde; bir anı bir anını tutmayan duygularımız, her lahza değişen düşüncelerimiz ruhumuzda; doğan güneş, esen rüzgâr, açan çiçek çevremizde hayat bulan mucizelerden sadece birkaçıdır. Bir de teknolojiyle mezcedilmiş, bizce kanıksanmış bazı mucizeler meydana gelir ki aslında Yaratıcısından bizzat haber verdiği halde görmezden geliriz inatla.
Nedir o, sualinize tek kelimeyle cevap veriyorum: Fotoğraf.
Levh-i mahfuzun şahitliğini yapan fotoğraf makinesi, âlem-i misali kayıt altına aladursun, biz ve bize dair her şey yaşlanıp gitgide yok olurken kâğıtlara ve belleklere saklanan onca fotoğraf mucizenin ta kendisi değil midir? Bebeklik, çocukluk, okulda ilk gün, arkadaşlarla bir arada bir parkta, mezuniyet, evlilik derken yaşanılan onca görüntünün bir metal parçası tarafından muhafaza edilişi sizde de hayret uyandırmakta mıdır?
Ben, fotoğraf makinemi elime her alışta böylesi bir mucizeye şahit olduğum için seviniyorum. Hayranlıkla inceliyorum onu. Plastik ve metal parçalardan oluşmasına rağmen nasıl oluyor da zamanı dondurup saklayabiliyor diyerek şaşkınlığa bürünüyorum. Kendime, aileme, çevreme ve gördüğüm güzellikleri sığdırdığım enstantanelere bakıp bakıp gülümsüyorum; elimden kaçıp giden onca şeyi bir parça dahi olsa yakaladım diye. Teselli babından bir hal işte… Belki nefsimi aldatmaca, belki hakikat yolunda karıncavarî adımlayışlar...
Kâinata vizörden bakmak!
Ancak hangi bakış ile âlemi fotoğrafladığımız meselesi önemli. “Allah namına mı?”, “Esbap hesabına mı?” soruları, bu sorulardan doğan çalışmalar Yaratıcıya ulaşmamızda, tefekkürü keşfedişimizde, dünyayı yeniden anlamlandırışımızda bir köprü olup önümüze yollar serebilir ya da bir çıkmaz sokağa dönüşüp olduğumuz yere bizi hapsedebilir.
Fotoğraf deyip geçmemek gerek.
Arkamıza baktığımızda tebessüm edebileceğimiz bir fırsattır bu nimet. Kayıplarımıza yeniden kavuşabilmenin; hasret yüklü gönülleri bir nebze olsun boşaltabilmenin; hatıraların tatlı sarhoşluğunda kanatlanabilmenin; geçmişe, hep geçmişe, geri dönülüşü imkânsız olan o en mutena zamanlara yol alabilmenin rahat ve zahmetsiz bir tenezzühgahıdır. Var olan güzellikleri, kendi farkındalığınızla birleştirip güzel görmek isteyen gözlere yeni baştan sunmanın keyifli yanıdır.
Amaç, görünenden görünmeyene, perdenin arkasına yol almaktır. Yolumuz açık olsun!

Hiç yorum yok:

Yol yorgunu

insan yorgunken ne kelimelerini yerli yerince kullanabiliyor, ne gezmeye vakit ayırabiliyor ne de film izleyip kitap okuyabiliyor. en bas...