10 Temmuz 2012 Salı

Bu mevsim başka mevim



Bastıran sıcaklarla elim ayağım ağırlaşıyor adeta. Külçeleşmiş bedenimi sürüklerken odalarda, hiçbir iş yapmak istemeyişimle kendimi serin bir köşeye atıyorum güç bela.
Nihayet yaz mevsimi sabırsız bekleyişlerin, hasret dolu gözleyişlerin ardından çıkageldi. Alımlı ve büyüleyiciydi her zamanki gibi. O bildik, tanıdık kokusu, hali, tavrı ile hediyelerini cömertçe sundu. Rezzak-ı Kerim’in sofrasından çeşit çeşit ve leziz meyveler, sebzeler bir anda gözlerimizi kamaştırdı, yüzümüzü güldürdü, midelerimize bayram ettirdi. Domates, salatalık, kavun, karpuz, şeftali ve daha niceleri haşri yeniden ispat ederek önce toprakta, sonra pazar, manav tezgâhlarında ardından dilimizde damağımızda yerini aldı. Afiyetle yerken onları, bu mevsimin diğerlerinden ne kadar farklı olduğunu, hayatımızı nasıl da değiştirdiğini bir kez daha gördük, anladık.
Değişen sadece hayatımız değildi.
Duygularımız, düşüncelerimiz, uykularımız… Güneşin öperek uyandırdığı her sabaha umutla başladık. Neşeyle cıvıldaşan kuşların sevincine ortak olduk. Uzayan günün bereketlenen saatlerinde ne yapacağımızı şaşırdık. Bir süre sonra sıcağın verdiği rehavete kaptırırken kendimizi bir kedi misali gölgelere sığındık.
Özlenen yaz gelmiş lakin çarçabuk sarhoş etmişti bizi. Canımız hiçbir şey yapmak istemiyordu. Bıraksalar sonsuza kadar bir hamakta sallanıp hayaller kurarak vakit geçirebilirdik.
Fakat bir şeyler yapmalıydık; öyle boş boş oturarak geçmezdi zaman. Bize emaneten verilmiş her bir anın hakkını vermeli, ömrümüze anlam kazandırmalıydık. Öyle öğrenmiştik kitaplardan, büyüklerden.
*
İyisi mi gelin bu mevsimi kış telaşından, koşturmacalarından ve benzeri bir sürü nedenlerden ötürü ertelediğimiz işleri yaparak değerlendirelim. Hararetin ruha bezginlik verdiği zamanlarda hep okumak istediğimiz ama bir türlü fırsat bulamadığımız kitapları okuyarak, vaktimize kıymet kazandıralım. Sevdiklerimize daha uzun soluklu zamanlar ayıralım. Her türlü müdahale ve teknolojik iletişimden uzak, doğal ortamlarda gerçekleştirilecek etkinlikler düzenleyelim. Gece yürüyüşleri, piknikler yahut oyunlar ile. Mesela çocukluğumuza dönüp isim şehir oynayalım ailecek. Başka bir vakit tefekkür gezilerine çıkalım; bir çiçekte, bir kuşta esma-ı İlahiye’nin kaç ismini keşfedebildiğimizi görelim beraber. Yıldızları sayalım, Küçük Ayı ve Büyük Ayı’nın yerini, Kutup yıldızının bulunduğu noktayı bulalım, bir bulmaca çözer gibi.
Biraz daha düşünürsek eğer aklımıza daha birçok alternatif gelebilir. Yeter ki hakikaten birlikte olabilmeyi, bir şeyler paylaşabilmeyi isteyelim. Belki de bu yaz hayatımızın diğer yazlarından çok farklı olacaktır. Kim bilir!

Hiç yorum yok:

Herkesin bir kelimesi vardır. Ya seninki?

En çok okunan yazılar

Etiketler

Pages

Buscar