5 Mayıs 2012 Cumartesi

Altı çizili satırlar



Okuduğumuz kitaplarda öylesi cümlelerle karşılaşırız ki bazen.
Sanki bizi anlatıyordur.
Zihnimizde dönüp duran kelimeleri, cümleleri bir araya getirmiş ve hislerimize Tercüman olmuştur.
O nedenle çok severiz o kitapları.
Saklamak isteriz ömür boyu.
Hatta yanımızda cennete de taşımak.
*
İşte altı çizili o satırlardan bazıları:
*

Onun yüzü, bakışları, elleri, hüznü, sevinci, hayatınıza girdiği ilk andan itibaren yaşanılan her ne varsa alıp gitmiştir sevgili.
Bir sevgili gittiğinde ona baktığınız gözlerinizi de alıp gitmiştir.
Bir sevgili gittiğinde altında onunla dolaştığınız gökyüzünü de alıp gitmiştir.
Bir kuş, bir sevgili…
İnsan kaybettikleriyle insandır. (Ve sen kuş olur gidersin, Tarık tufan).
*
Zaman diyorum, biraz daha zaman. Dilimin ucundaki kelimeler bu kış da donmazsa bir dahaki yıl uçmayı öğrenecekler. Biraz zaman diyorum. Kalbimin bir yanı sıcak kalabilirse bu kış bir delilik daha yapacağım. (Kraliçenin pireleri,Tarık Tufan).
*
Yaz: hayatı, yüreğimizde bir ağrı gibi taşımak zorunda değiliz. Yaz da, iyi bir insan olmanın yetmediğini anlat herkese. Birbirimize karşı iyi olamadıktan sonra, yürekte uyuyan iyiliğin beş para etmediğini herkes bilmeli. Yaz: bugün herkes yeterince incitilmiştir artık. (Kağıt gemiler, Ayşegül Çelik).
*
İnsanın başına gelenler, gelebilecek olanlar yazılmaya değmez, çünkü üç aşağı beş yukarı aynıdırlar aslında, dedi ders verir gibi bir tonda. Bunlarla bir öykü yada roman yazamazsın. İçinde yaşadığımız bu yabanıl dünyayı yorumlama çabası olmalıdır yazmak eyleminin asıl amacı. Yazmak bütün karmaşıklığı ve zalimliğiyle yaşamın ta kendisini anlatabilirsin anlamı taşır. (Yeşil, İnci Aral).
*
Bilmem sizde de böyle midir; yolculuk benim üzerimde daima iyi ve unutturucu bir tesir yapar. Istıraplarımızın, üzüntülerimizin mekanla, yahut hayatımızın tabii muhiti ile sıkı bir alakası olsa gerek (Hikayeler, Ahmet Hamdi Tanpınar).







1 yorum:

Erkan Şen dedi ki...

Hayal Meyal*

"Okul bittikten sonra koşarak eve dönüp, ekmek arası bir şeyler atıştırıp sonra da işe koşturan çocuklar var ya...
İşte onlar, sevgilileri olduğunda el ele tutuşamazlar.
O çocuklar sevgilileriyle yan yana fotoğraf çektiremezler.
Sevgililerine doğum gününde çiçek alamazlar.
O çocuklar, sevgililerinin saçlarını okşayıp, ellerini boyunlarından dolayamazlar.
Onlar her fotoğrafta kırık çıkarlar çünkü.
Başka yere bakarlar.
Yarım çıkarlar çekilen toplu fotoğraflarda.
Görmezden gelinmek biraz da böyle bir şey olsa gerek...
İstanbul, sonbaharda saçlarını arkadan topluyor.
Nasıl da yakışıyor, görmelisin.
Ben bir cesaret arıyorum.
Ben bir cesaret arıyorum.
Ben bir cesaret arıyorum.
Ben seni arıyorum."



* Tarık Tufan'ın aynı isimli kitabından, "Aşık olmak bir yüze aşina olmaktır." diyen kitap.
____

Tarık Tufan ve bizi anlatan altı çizili cümleleri okuyunca doğrudan yukarıdaki satırlar geldi aklıma...

Adem ile Havva

“Merhaba.” dedi kadın. Sesi yorgundu. Sair zamanlara göre daha boğuk ve zoraki çıkmıştı. Odadakiler kafa salladılar. Aralarında tar...