1 Şubat 2012 Çarşamba

Twitter facebook bahane, sohbet şahane



Rayihası odaya usulcacık salınan kestaneler ateşin hararetiyle çıtırdarken, sobanın etrafına halkalanmış aile lâtif bir sohbetin tam ortasındadır. Çocuklar pür dikkat evin büyüğünü dinlemede, anlatılanları tezgâhına incelikle dokuyan bir kilim ustası mahirliğinde zihinlerine nakşetmededir. Anne, biten çayları doldurur zaman zaman. Uzun kış geceleri memnundur halinden. Zira vakit bereketli, insanlar huzurludur.
*

Muhayyilemizde canlanan bu manzara ne yazık ki bugün bir masaldan başka bir şey değil. Artık sadece kitaplarda bir de büyüklerimizin hatıralarında saklı...
Günümüzde yemek masası haricinde bir araya gelebilen aileler var mı? Beraber ortak faaliyet gösteren? Meselâ anne, baba ve çocukların birlikte sinemaya, sahile, kütüphaneye gittiğine hiç şahit oldunuz mu?

Ben görmedim. (İstisnaları saymıyorum.) 

Peki ya arkadaş toplantıları? Okul/iş çıkışı buluşup hayata, kitaplara, okumaya, memleket meselelerine, imanî bahislere dair münâzaralar yapan gençler gördünüz mü?

Ben görmedim. 

Hep birlikteyiz, bir aradayız, fakat ruhen o kadar uzağız ki birbirimize. Kulağımız telefonda, gözümüz bilgisayar ekranında. Konuşmalarımız sun’î bir yapmacıklıkta! Kimse diğeriyle ilgilenmiyor gerçekten, derdini dert edinecek, neşesini yürekten paylaşacak kadar.

Samimî ve kesintisiz sohbet artık bir ütopya. Sürekli çalan cep telefonları, ardı arkası kesilmeyen facebook bildirimleri, durmadan değişen twitter gündemi dünyamızı alt üst etti. Haliyle muhabbetlerimiz de bu sosyal mecralardan besleniyor. Belki de köreliyor. Böylece sanal odaklı bir hayat anlayışı günbegün gelişiyor, hayatımızın neredeyse her noktasına sirayet ediyor.

Aynı masada olduğu halde uzun süre birbirinin yüzüne bakmayan/bakamayan, cam ekranlara gömülenler için yeni bir çözüm teklifi geldi Amerika’dan. Phone Stacking, yani telefon yığmak.

Gayet basit bir eylemmiş gibi geliyor kulağa. Yalnız iş, makineleri yığmakla bitmiyor. Bazı şartlar var ki asıl mücadele o lâhzada başlıyor. Buluşma sona eresiye kadar telefonu kontrol etmek, gelen aramaları cevaplamak yasak. Ola ki, dalgınlığınıza geldi ve ilk el atan siz oldunuz. O halde bütün hesabı ödemek zorundasınız. Eğer hiç kimse telefonuyla ilgilenmemişse herkes kendi hesabını kendi ödüyor.

Kolaymış gibi görünen bu yol nefsimizle hesaplaşma açısından önemli bir rol oynuyor. Sabrımızı, bağımlılığımızı ölçmek için küçük bir test olarak da görebiliriz. Fakat çıkan sonuç bizi rahatlatır mı, endişelendirir mi, işte orasını kestirmek zor.


01.02.2012 Yeni Asya Gazetesi

Hiç yorum yok:

Yol yorgunu

insan yorgunken ne kelimelerini yerli yerince kullanabiliyor, ne gezmeye vakit ayırabiliyor ne de film izleyip kitap okuyabiliyor. en bas...