8 Ocak 2012 Pazar

Omuzları Kalem Tutan Kız


Fotoğrafı görünce ağzından dökülüverdi âyetler bir bir: 
“E-velem yerav ennellahe yebsütur’rizka limey’yeşâu ve yakdir inne fî zalike le ayatil’li kavmiy’ yü’minûn” (Rum, 37) 1 “İnne fî zalike le ayatil’lil mütevessimîn” (Hicr 75) 2 
Kolları, kalçası ve bacakları olmayan küçük kız, yüzünden hiç eksiltmediği gülücüklerini cömertçe çevresine hediye ederken, objektiflere işte böyle mutlu yansıyor.
Bembeyaz dişlerinden kopan bulutlar yanaklarına yerleşiyor. Tebessümünden doğan kuşlar yanaklarının pembesinde özgürce kanat çırpıyor. Bir vapur geçiyor düdüğünü öttürerek. Güvertesindeki insanlar ellerindeki simitleri parçalayıp iştahla başuçlarında bekleşen martıları atıyor. Vapur yanaşır yanaşmaz kıyıya, bir kız çocuğu elindeki yeşil balonu gökyüzüne bırakıyor usulca. Yükselen balon ile beraber saçları da uçuyor hafiften. Her bir saç teline gözleri takılan delikanlı gitarından dökülen notaları dantel gibi işleyerek şarkılar söylüyor. Melodisinden taşan neşe sokaktan geçenlere bulaşıyor; gülen yüzler çoğalıyor hızla. Bütün bu yaşanan bir huzur iklimidir Ruiz’in al al yanaklarında, hep gülümseyen dudaklarında, düşler yeşerttiği yüreğinde, belleğinde.
8 yaşındaki Ruiz dört uzvundan yoksun, fakat kocaman bir yüreğe sahip. Haline isyan etmek yerine kendisine bahşedilen hayat nimetini en güzel şekilde değerlendirerek çabalıyor habire. Şimdilerde yeni bir hedefi var: omuzuyla yazı yazmayı öğrenmek.
Fotoğrafa bakıp omuzuyla nasıl yazı yazacağını hayal ediyor Ruiz’in. Muhayyilesinde canlanmıyor bir türlü manzara. Ne yapsa olmuyor. Sonunda hayretini gizleyemeyerek, cık cık cık, çekiyor.
Haberin satırlarına dönüyor. Henüz anne karnındayken hastalığın adını koyar doktorlar: Tetra-Amelia genetik sendromu. Ve, çok yaşamaz bu çocuk, derler. Ona bir hayat biçmekten bile aciz, Allah’ın Ruiz’e hediye ettiği ömrü tahminlerince yok sayarlar. Ancak her şeye rağmen 8 yıldır yaşıyor Ruiz. İnsanlar bilmiyorlar, bilemiyorlar. Mürekkep yalamış yutmuş olsalar da, tonlarca kitaplar devirseler de gerçek bilgi sahibinin Allah olduğunu sürekli unutuyorlar.
Ruiz, ibret almamız, silkinmemiz, kendimizi iyi bir nefis muhasebesine çekmemiz için yaşıyor. Halimize şükretmemiz için yaşıyor verilen nimetlerin bolluğu karşısında kanaati öğrenmemiz için. Rabbin âyetlerinden bir âyet taşıyor; hem de apaçık. Haykırıyor adeta görmüyor musunuz, diye. Eğer inanıyorsanız, anlamalısınız hakikati, diyor lisan-ı haliyle.
İç sıkıntısının geçtiğini fark ediyor haberi okuduktan sonra. Tuşlara dokunan ellerine, çok yürümekten ağrımış bacaklarına ve sair bütün azalarına bakıyor vücudunun, dilinde şükür ve hamd ile.

Dipnot:1. Allah’ın, rızkı dilediğine bol verdiğini ve (dilediğine) kıstığını görmediler mi? Bunda inanan bir toplum için elbette ibretler vardır.
2. Şüphesiz bunda düşünüp görebilen kimseler için ibretler vardır.

31.12.2011 Yeni Asya Gazetesi Hafta Sonu Eki Cumartesi hikayeleri

Hiç yorum yok:

Yol yorgunu

insan yorgunken ne kelimelerini yerli yerince kullanabiliyor, ne gezmeye vakit ayırabiliyor ne de film izleyip kitap okuyabiliyor. en bas...