20 Kasım 2011 Pazar

İLİM YOLCULARI



Çöl, en sevdiği sarı elbisesinin ceplerini tersyüz etmiş, içine kaçan kum tanelerini itinayla silkelerken, batan güneşin ardından gelen soğuğu istemeyerek karşılıyordu. Hava sıcaklığının kâh artıp kâh azalması onu sarhoş etmişti. Kırgınlık vardı üstünde. Omzu, boynu, beli tutulmuş, rahat hareket edemiyordu.
Son kum tanesini de çıkardığı cebini yokladı. Temizdi. Rahat bir soluk alarak her zamanki yerine uzandı. Az sonra rüzgâr gelip tepelerinde gezinmeye başladığında hafiften gıdıklanır gibi olduysa da bastıran uykunun ağırlığına dayanamayarak gözlerini kapattı. Rüyaya dalmadan evvel kutup yıldızının heyecanla ona el salladığını hayal meyal gördü.
*
“Yolu yarıladık sayılır.”
“Eh. On üç gündür yollardayız. Az kaldı.”
Çöl, boğazında bir yanmayla uyandığında bu konuşmaları işitti. İki adam ateş yakmış, ısınmaya çalışıyordu. Alevlerin yüzünü aydınlattığı adamlardan biri gümrah kaşlarını çatmış, düşünüyordu. Onun elinde parşömenler olduğunu fark etti çöl. Merakla kum tanelerinden birkaçını yolladı. Okumaya dalan adam rüzgârın taşıdığı taneleri elinin tersiyle yere itti. Neye uğradığını şaşıran kum taneleri Allahtan birkaç saniyede yazıları okumuş, yeteri kadar bilgi sahibi olmuşlardı. Koşa koşa geldiler, çölün kulağına eğildiler:
“Ehl-i tahkik. Hadis yolcularından.”
Çöl anlamamıştı, nasıl yani dercesine baktı.
“Hz. Muhammed’e (asm) isnat edilen yığınla söz var. Bazısı ona ait, bazısı değil. Sahihleri de var yalan olanı da. İşte bu zat ve bunun gibi pek çok hadis âlimi, rivayetlerin doğruluğunu öğrenmek için uzun günler süren seyahatlere çıkıyor. Mekke’den gelen zatlar Mısır, Yemen ve Suriye’deki ravileri arayıp buluyor.”
“Ya sonra?” diye merakla sordu çöl. Onların anlattıklarını ilgiyle dinliyordu.
“Sonra… Hakkında araştırma yaptığı hadisi ravisine okuyup, gül yüzlü Efendimiz’den (asm) bizzat işitip işitmediğini sual ediyor. Cevabını öğrenip gerisin geriye dönüyor. Çalışmalarına devam etmek üzere.”
“Bunca meşakkate kolaylıkla katlanabilmelerinin sırrı nedir?”
Kum tanesi bilgiç bilgiç cevapladı:
“Çünkü Hz. Peygamber’den (asm) işittikleri bir müjde var. ‘Evinden kim ilim için yolculuğa çıkarsa melekler hoşnut olarak ona kanatlarını serer ve Allah onun yolunu cennete çıkarır.’””
Onlar konuşadursun ağaran günle beraber toparlandı iki yolcu. Develerine binip ağır ağır uzaklaştılar. Ta küçük bir nokta haline gelinceye kadar meleklerin onlara kanat serdiğini gördü çöl.
Gördüklerini ise asla unutmadı.

19.11.2011 Yeni Asya Gazetesi Hafta sonu Eki

Hiç yorum yok:

Herkesin bir kelimesi vardır. Ya seninki?

En çok okunan yazılar

Etiketler

Pages

Buscar