12 Ekim 2011 Çarşamba

Ayaküstü Sadakatsizlikler


Haydarpaşa istasyonunda pür-telaş koşturuyor, az sonra 4. perondan kalkacak olan Pendik trenine yetişmeye çalışıyorum. Zira denizin diğer yakasındaki evime, Yalova’ya ulaşabilmem için 1 saat içinde feribotta olmalıyım.
Acele adımlarım nihayet beni boş bir koltuğa ulaştırdığında, soluk alıyorum derin derin. Çantamı kucağıma, vücudumu koltuğa, ruhumu yolculuğun seyrine bırakıp merakla çevremi inceliyorum.
Gözüme ilk çarpan, gazete yahut kitap okuyanlar. Sonra sırasıyla bezgin ruhlu yaşlılar, kulaklıklarından taşan müziğin etkisiyle kendi dünyalarına hapsolmuş gençler, endişeyle harmanlanmış neşelerini cömertçe etrafa dağıtan aileler, ciddiyetin yüzlerinde yuva kurduğu takım elbiseli iş adamları misafir oluyor âlemime. Derken karşımdaki çocuklu çifte takılıyor gözlerim. Yaşadıklarına…
Her şey çok kısa bir sürede olup bitiyor:
Yan peronda bekleyen trene, dekolteli bir kadın giriyor. Tam karşımda oturan erkeğin gözleri bu açık giyimli kadına kayıyor ve ardından bakakalıyor. Onun bu bakışını takip eden tesettürlü eşi sesini yükseltmeden, lakin kızgınlığını belli edercesine söyleniyor:
“Niçin bakıyorsun?”
“Çok dikkat çekici.” cevabını veriyor erkek.
“Bakma! Öyle giyinmiş diye bakman mı gerekir?” Öfkesi burnunda soluyor.
Göz göze geliyoruz kadınla. Tam da o lâhzada tren hareket ediyor. Bakışlarımı kaçırıyor, pencereden dışarıyı seyre koyuluyorum.
*
Şahit olduğum manzara bana iki şey anlatıyor.
İlki, erkeğin hatasını algılama sürecinde kendini savunmak adına suçu kadına atması. Çünkü o bakışının –kendince- sağlam bir nedeni var; kadının “açık” giyimi. Karısına yakalandığı halde, üste çıkarak, haklı olduğu imajı vermesi bundan.
İkincisi ise, çiftin evliliğinde yaşanan ayaküstü sadakatsizliklerin altında yatan sebepler. Ya kadın eşine gerekli ilgi ve ihtimamı göstermiyor ya birbirlerini sevmiyorlar. Belki de hiç tahmin edemeyeceğimiz başka başka etkenler, kusurlar, nedenler…
Benim kafamı kurcalayan sair nokta, suçlunun kim olduğu? Bakan mı baktıran mı? Peki ya, böylesi benzer bir olayda nasıl bir tutum geliştirmesi gerekir eşlerin?
Biraz düşündüm ve imdadıma Nur Süresinin 30 ve 31. ayetleri yetişti.
“Mü’min erkeklere söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar. Bu davranış onlar için daha nezihtir. Şüphe yok ki, Allah onların yaptıklarından hakkıyla haberdardır.
Mü’min kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar. (Yüz ve el gibi) görünen kısımlar müstesna, zînet (yer)lerini göstermesinler. Başörtülerini ta yakalarının üzerine kadar salsınlar. Zinetlerini, kocalarından, yahut babalarından, yahut kocalarının babalarından, yahut oğullarından, yahut üvey oğullarından, yahut erkek kardeşlerinden, yahut erkek kardeşlerinin oğullarından, yahut kız kardeşlerinin oğullarından, yahut müslüman kadınlardan, yahut sahip oldukları kölelerden, yahut erkekliği kalmamış hizmetçilerden, yahut da henüz kadınların mahrem yerlerine vakıf olmayan erkek çocuklardan başkalarına göstermesinler. Gizledikleri zinetler bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar. Ey mü’minler, hep birlikte tövbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz!”
Fark ettiniz mi, ilk uyarı mümin erkeklere geliyor. Evvela, gözlerini sakınmaları için uyarılıyor, akabinde Yaratıcının onların her halini görüp gözetmekte olduğu hatırlatılıyor. Tesettür kavramının kadına mahsus olmadığını, erkeğin gözünü gerektiği yerde setretmesi gerektiğini öğreniyoruz böylece.
Takiben aynı ikaz kadınlara da yapılıp mahremleri bildiriliyor. Ve ayetin sonunda ola ki -tanık olduğumuz gibi- bir olay gerçekleştiğinde fertlerin ne yapmaları gerektiği belirtiliyor: Hep birlikte tövbe, istiğfar.
Sahi, başımıza her ne gelirse gelsin, bağışlanmayı dilemekten başka çaremiz yok bizim!

12.10.2011 Yeni Asya Gazetesi

4 yorum:

Delibu! dedi ki...

Bu gün benim de gözüme bir şey takıldı ve bu konuyu düşünmüştüm Saliha biliyor musun, tevafuk..

Bir yanlışın yapılıyor olması diğer yanlışı temize çıkarmıyor. Erkeklerin kabul etmediği nokta bu sanırım..'Giymeseydi..' demek kimseyi temize çıkarmıyor.

Hakkını verenlerden olmak duasıyla.
Sevgiler :)

köroğlu dedi ki...

Çok isabetli bir yazı olmuş, tebrik ederim. Zaten son zamanlarda da gündeme gelen bir meseleydi. Maalesef bazıları bu konuda sadece açık giyinen kadınları suçlayıcı beyanlarda bulunuyorlardı. Halbuki Hak Kelamı'nda iki taraf da uyarılıyor.

taha´s mama dedi ki...

Keske sadece ayakustunde kalsa sadakatsizli:((

KuMbaRaMdaKi KeLiMeLeR dedi ki...

eda, tevafuk olmuş hakikaten;) çevremizde yaşananlara biraz dikkatlice bakınca şahit olabiliyoruz bu tür olaylara. Rabbim gözümüzü, gönlümüzü muhafaza etsin. amin.
köroğlu,"iki tarafın uyarıldığını" gözden kaçırıyor insan çoğu zaman, o vakit bir sürü sıkıntı çıkıyor ortaya.
taha's mama, işaret ettiğin nokta işin tehlikeli boyutu. Allah istikametinden ayırmasın.amin

Adem ile Havva

“Merhaba.” dedi kadın. Sesi yorgundu. Sair zamanlara göre daha boğuk ve zoraki çıkmıştı. Odadakiler kafa salladılar. Aralarında tar...