3 Ağustos 2011 Çarşamba

Üniversiteye giderken aldı da bir yağmur


Sırtımı, İstanbul Üniversitesinin tarihi ana kapısına yaslamış, karşıma Bayezid camiini almış, master eğitimi için yurt dışına giden, bu nedenle aylardır görüşemediğim arkadaşımı bekliyordum.

Bayezid meydanı adeta bir nümayişe ev sahipliği yapıyor gibiydi. İşportacılar, vakit namazını eda edip fevç fevç dağılan cemaat, bütünlemelerden çıkan öğrenciler, ellerinde haritalarıyla yön bulmaya çalışan turistler, fotoğraf çektirenler…

Hemen yanı başımda 12-13 yaşlarında olduğunu tahmin ettiğim bir kız annesiyle fotoğraf çektirirken, dikkatimi çekti bir sözü.

“İnşallah buralara gelmemizi Allah nasip eder Anne.”

*

Yüksek öğrenimine başlamasına yıllar var olan kız çocuğunun şimdi yaptığı bu dua, bir yanıyla eksikti. Televizyonlardan gördüğü, mümtaz bir üniversite portresi olarak çizilen bu okul, onun hakiki manada istek ve ideallerini karşılayabilecek miydi? En önemlisi de onun için “hayırlı bir ilim yuvası” olacak mıydı?

*

Malum, üniversite tercihleri için son günler.

Şimdilerde herkes doğru bir tercihin hangi yoldan geçtiğini düşünüyor. Kimi, iyi bir akademik kadroya sahip üniversitenin kaliteli olacağından dem vuruyor, kimisi büyük şehrin isim yapmış üniversitelerini ehil buluyor. Farklı hedefler doğrultusunda kendimizce doğru bulduğumuz tercihlerimiz de söz konusu. Mesela sadece üniversiteye kapak atıp özgür olmak amacıyla gelenler veya iş kapısı olarak görenler hatta hayati bir önem atfedilen kâğıt parçası diplomayı elde etmek için okuyanlar pek çok.

Bizler, “İlim ilim bilmektir/İlim kendini bilmektir” öğretisinin inşa ettiği medeniyet anlayışını terk ettiğimiz günden beri okumaktan muradımızın ne olduğunu karıştırır, yanlış tasavvurlara kapılır olduk.

Belki de bu yüzdendir, bu hayallerin şekillendirdiği düşünceler ters bir istikamete sürüklüyor tercih sahiplerini. Eylül, yeni bir başlangıcın sürurunu takınmış, tüm sevecenliğiyle gelip okullar açıldığında, daha ilk günlerle beraber tek tek yaşanan hayal kırıklıkları bunun en bariz habercisi.

Sanırım, tüm sorun üniversiteden ne anladığımızda yatıyor. Ve bu nedenden olsa gerek, üniversite kapısına bakarken yaptığımız dualar eksik, tahayyüllerimiz yağmur altında kalıyor.

03.08.2011 Yeni Asya Gazetesi Kumbaramdaki Kelimeler Köşesi

6 yorum:

Delibu! dedi ki...

İnsanın hayatındaki önemli dönüm noktalarından biri üniversite. Ama üniversitenin adı değil önemli olan, kişinin üniversiteye yüklediği anlam. Rabb'im küçüklere hayra sevkedecek üniversite yaşamı nasip etsin inşallah :)
Sevgiyle..

Amak-ı Hayal dedi ki...

Ülkemizin aşılamayan bir zorluğudur üniversiteye giriş...

Güzel yazı teşekkürler...

KuMbaRaMdaKi KeLiMeLeR dedi ki...

hayra sevk edecek! bu nokta çok önemli Edacığım...
@amak-ı hayal, ben teşekkür ederim ilgine..

Mia Wallace dedi ki...

günün anlam ve önemine, harika bir yazı!

KuMbaRaMdaKi KeLiMeLeR dedi ki...

mia, aklımdaydın bu sıralar, yorum bırakınca, tevafuk oldu dedim;) teşekkürler..

elif aydoğan dedi ki...

İÜ'nün Beyazıt ana kapısı "üniversite" denen basamağın bir sembolü,amblemi gibi. Ben küçük kızın duasını "inşaallah üniversiteye gitmek nasip olur" şeklinde okudum esasen..

Yol yorgunu

insan yorgunken ne kelimelerini yerli yerince kullanabiliyor, ne gezmeye vakit ayırabiliyor ne de film izleyip kitap okuyabiliyor. en bas...