10 Ağustos 2011 Çarşamba

Kapitalist sistemin mağduru çocuklarımız ve biz

Birkaç gün evvel gazetelerde yer alan ilginç bir haber vardı, başlığını görür görmez afalladığım. Okudukça, içlendiğim; kasavet bulutlarının fevç fevç ruhuma çöktüğü…

Tuhaf ama gerçek, sonunda bu da oldu, modern zamanların dünyasında. 10 yaşındaki Thylane Loubry Blondeau, adeta yetişkin bir kadın gibi giydirilmiş, son derece abartılı bir makyaja bulanmış ve fotoğraflanarak bir moda dergisi Vogue Paris’in sayfalarını süslemiş (!). Yayınlanan fotoğraflar tüm dünyada tartışma başlatırken, feministler ve çocuk istismarına karşı savaşan örgütler atağa geçerek ailenin cezalandırılması ve fotoğrafların kaldırılması için girişimde bulunmuşlar.

Thylane’nin fotoğraflarından birini ben de gördüm. Ürkütücüydü. Bir sabiye yakışmayan şuh bakışlarının ardında çocuk ruhunun eprimeye yüz tutan izleri vardı. 10 yaşında bir kız çocuğu değil de bir kadın gibiydi; yapmacık, sahte, mübalağalı…

*

Kimse kalkıp da bu fotoğrafın ardından “sanatsal özgürlük”ten bahsedemez. Her şeyin pazarlandığı ve kar aracı olarak görüldüğü bir sistem, meftunlarını ve mağdurlarını acımasızca yetiştirmekten çekinmezken, olan “insanlığımıza” oluyor.

İnsanlık, fıtratına aykırı hareket ederken, anbean değerlerinden taviz verdiğini ve ağır bir bedel ödediğini, ilelebet ödeyeceğini unutuyor.

*

Çocukluğu çalınmış bir kızın psikolojisini, çevresindekilerce şekillendirilen “bayağı” hayat anlayışını ve ne ile değer kazandığını bir düşünün! Yaşıtları gibi parklarda oyun oynamak yerine sahnelerde/podyumlarda göz kamaştıran ışıkların altında yürüyor. Dört yapraklı yonca aramadı çimenlerin arasında belki hiçbir zaman. Oyuncak bebeklerine annelik yapmaya vakti olmadı. Onlara kâğıttan, kumaştan elbiseler dikemedi. Mahsusçuktan yemek yapamadı; topraktan ve bitkiden. Salıncakta sallanmak için bekleyerek sabrı öğrenmeye fırsatı olmadı. Bir çörek parçasını paylaşamadı oyun arkadaşlarıyla. Bir seksek taşında mutluluğu yakalayamadı. Çünkü bunların hiçbirini yapmaya imkân bulamadan, daha 5 yaşından itibaren modellik yapmaya, büyüklerin dünyasında yaşamaya başladı. Hala yaşıyor, yaşadığını zannederek…

Ne kadar korkunç Allah’ım!

10.08.2011 Yeni Asya Gazetesi

3 yorum:

hayatgaliba dedi ki...

anne ve babanın çocuğuna bir canlı, bir insan değil de, bir ürün olarak baktığını gösteriyor bu.
bakın bunu biz yaptık, süsledik, ambalajladık ve beğeninize sunduk demek gibi.

çocuğun psikolojisi bundan bir 10 yıl sonra seri katil olarak aramıza dönmesi ile sonuçlanabilecek kadar vahim bir hali doğurabilir. şu an her sey ona oyun gibi gelse de.

Delibu! dedi ki...

Gerçekten çok korkunç bir habermiş bu. Ama benzerlerini kendi çocuklarımıza yapmıyor muyuz? Yaşından büyük kıyafetler satılıyor artık hep, büyük gibi davranışlar çocuklarda da. Bir psikologun kitabında okumuştum, çocukları kendinden büyükmüşçesine giydirmek, öyle davranmak ergenliğe erken girmelerini tetikliyormuş, ve erken olduğu için psikolojisi bozuk çocuklar artıyor ne yazık ki.
Dikkat etmek lazım.

KuMbaRaMdaKi KeLiMeLeR dedi ki...

@hayat galiba, haklısın, çocuğunu evlat olarak gören, onun emanet olduğu bilinciyle yaşayan aileler yerine onu bir ürün gibi görüp pazarlayan anne-babalar türedi..
@delibu!, farlkında olmadan bu çarka dahil oluyoruz, şuurumuzu ve dikkatimizi toparlayabilmemiz, sağlıklı nesiller yetiştirebilmemiz bizim elimizde...

Yol yorgunu

insan yorgunken ne kelimelerini yerli yerince kullanabiliyor, ne gezmeye vakit ayırabiliyor ne de film izleyip kitap okuyabiliyor. en bas...