25 Ağustos 2011 Perşembe

Her dem yeniden doğarız



Gölgelerin uzamaya başladığı bir ikindi sonrası… Kış duasına soyunan ağaçlar mevtin ve haşrin ispatını yaparcasına terk ederken bir parçalarını; yerlerde kümelenen sarı yapraklar yaz faslının yavaş yavaş hitama ermekte olduğunu haber veriyor.
Daha düne kadar deniz, uslu bir çocuk gibi sakin ve dingin bir haletteyken,  elân rüzgârla bir olmuş, celâl ismini tecelli etmek üzere haşmetle çarpıyor kayalara. Kâinat, değişimin örneklerini bariz bir şekilde sunarken insanoğluna, Yunusvarî bir dile bürünüp haykırıyor heyecanla, şevkle: Her dem yeniden doğarız/Bizden kim usanası. İlginçtir, bu ilan aynı zamanda her şeyin muvakkat olduğu gerçeğiyle karşı karşıya bırakmaktadır bizi.
Ruh, farkına vardığı hakikatin izdüşümleri ardında kendini arayadursun!
Elbet, bu kutlu yolculukta pek çok kapı aralanacaktır sonsuzluğa doğru.
*
Değişen mevsimle beraber meşguliyetlerimiz de yenileniyor.
Misal, şimdilerde annemi bir telaştır almış gidiyor. Mevsimin en taze, en tatlı, en lezzetli meyvelerini almak üzere pazara çıktığı her vakit eli kolu dolu geliyor, akabinde mutfakta hummalı bir hazırlığa girişiyor. Sıcak havanın rehavetine kapılmaksızın, açlığın verdiği halsizliği umursamaksızın başlıyor envai çeşit meyveyi bir dizi işlemden geçirmeye. Önce özenle çürükleri ayıklıyor, bazısının kabuklarını soyuyor, bazısının çekirdeklerini çıkarıyor. Sonra bol, duru, berrak suların aydınlığında yıkıyor. Temizlenen meyveler geniş bir tencereye doldurulup kaynamaya bırakılıyor. Ya hoşaf yapılıyor yahut reçel. Nihayet onca zahmetten geçerek hazırlanmış bu el emeği göz nuru gıdalar afiyetle yenileceği zamanı beklemek üzere mutfaktaki yerini alıyor.
Eş zamanda dünyanın diğer ucunda başka bir anne, eşi ve çocukları için aynı hazırlığı tüm sevgisini kuşanarak ve şefkatini harmanlayarak yaparken üretmenin verdiği hazla hayatından memnun yüzü gülüyor. Ferahlık duyan gönlü gül gibi kat kat açılırken, sükûnet buluyor, huzura eriyor.
*
Aslında mevsimler gibi ömrümüzün her dönemi de kendine münhasır hazırlıklarıyla karşılanmakta, hayat bu telaşelerle beraber anlam ve güzellik kazanmaktadır. Kimse iddia edemez; beher günlerin birbirine benzediğini söyleyip, monoton bir yaşamın sıkıcılığından dem vurarak. Âlem, sinema perdelerinden daha süratle yenilenir, yeryüzü ve gökyüzündeki her bir varlık değişir, insan da bundan nasibini alırken yeknesaklıktan yakınmak dünyadaki tahvilâtı düpedüz inkârdır.
İnkâr ise hiç mi hiç yakışmaz mümine.

24.08.2011 Yeni Asya Gazetesi

1 yorum:

Tespih Taneleri... dedi ki...

Yureginin guzelligi kalemine yansimis yine secilmis kelimelerin ahengiyle... Hulus-i kalb ile katiliyorum samimi cumlelerine..

Insan ne kadar da nankordur Rabb'ine karsi ayeti sanirim yazini destekler nitelikte...

Tesekkur ederim paylasimin icin
Sevgilerimle

Herkesin bir kelimesi vardır. Ya seninki?

En çok okunan yazılar

Blog Arşiv

Etiketler

Pages

Buscar