27 Ağustos 2011 Cumartesi

Annemi görmek istiyorum



Göremiyorlar Allah’ım göremiyorlar; senin nimetlerini, sanatlarını, eserlerini. Bir elmanın hem yeşil hem kırmızı hem sarı olabileceğini bilmiyorlar. Gökyüzünün masmavi bir derya olup sonsuzluğa açıldığını, bulutların semaya yayılırken şekilden şekle girdiğini, dağların mora çalan yamaçlarından yayılan heybeti, toprağın kesif bir kahverengiden meydana geldiğini görüp, seyredemiyorlar.

Kendi yüzünün neye benzediğini, gözlerinin rengini, sevdiklerinin suretini bilmiyor Etiyopya’lı 17 yaşındaki Fatima. Yeni doğmuş bir bebeğin korkuyla akıttığı gözyaşlarına şahit olma fırsatına sahip olamadı hiçbir zaman. Güneş, yorgun çehrelerin istirahata çekilmesi için usulca uzaklaşarak anbean batarken, manzaranın harikuladeliğiyle hüzünlenip şiirler yazamadı.

Bir sürü nedenler sıralıyordu uzmanlar Fatima ve onun gibi görmeyen katarakt hastaları için. Yetersiz beslenme, sıcak hava, sağlıksız ortam, iklim koşullarının zorluğu. Hepsi görünür sebeplerdi; lakin işin batınî boyutu bambaşkaydı. Sır, imtihanda saklıydı.

Bazıları ise gözleri açık olduğu halde görmüyordu. Onlar sadece bakardı; hani derler ya bakar kör, öyleydi işte. Afrika açlıkla pençeleşirken, kuraklık karşısında ne yapacağını bilemezken, iç savaş yüzünden şaşkınlıkla kardeşlerini öldürürken; uzandıkları koltuklarından bir put sessizliğinde izliyorlardı beyaz ekrandan aktarılan bu korkunç hadiseleri.

Dehşetengiz manzaralara dayanamayan vicdan sahibi insanlar da vardı Allah’ım yeryüzünde. Senin yolunda canlarıyla, mallarıyla yardım edenler. Durmadılar bir dakikadan daha fazla oturdukları yerde. Bir iki eşya doldurdukları küçük valizlerini de alıp gittiler, sessiz çığlıkların yükseldiği Benin’e, Gana’ya, Togo’ya, Çad’a, Nijer’e, Burkina Faso’ya, Sudan’a, Etiyopya’ya, Sierre Leone’ya ve Somali’ye.

Senin inayetini dileyerek, senin rahmetini arzulayarak, senin himayene sığınarak koştular…

Ve kara kıtaya ulaştılar.

Binlerce insanı ameliyat ederek dünyalarını aydınlattılar. Beraber aydınlığa kavuştular.

Sudan’lı 14 yaşındaki Ahmet, ameliyat olmak için başvurduğunda gizleyemediği heyecanıyla doktorlara hayatının arzusunu fısıldıyordu:

“Annemi görmek istiyorum!”

Operasyon sonrası ağlıyordu Ahmet ve annesi Allah’ım, ellerini açıp sana dualar ederek.

“Bu bir mucize!” diyerek.

Rabbim, mucizelerin karşısında gönlümüzde tasdik edip dilimiz ile ikrar eylediğimiz bir tek söz var:

“Sizin yaratılmanız ve diriltilmeniz, ancak tek bir kişinin yaratılması ve diriltilmesi gibidir. Unutulmasın ki, Allah her şeyi bilen ve görendir (Lokman süresi:28).”

(Karanlığa göz yumma! İnsani Yardım Vakfı aracılığı ile 120 TL gibi küçük bir bedel karşılığında 100.000 Afrikalıdan birinin gözlerinin açılmasına vesile olabilirsiniz.)

Hiç yorum yok:

Yol yorgunu

insan yorgunken ne kelimelerini yerli yerince kullanabiliyor, ne gezmeye vakit ayırabiliyor ne de film izleyip kitap okuyabiliyor. en bas...