15 Mayıs 2011 Pazar

Ebu Katade'nin Öyküsü


Güneş doğuyordu karanlıkları yararak. Vakit sabahı işaret ederken, ruh yeniden doğmanın lezzetiyle esrik ve bir o kadar da huzur dolu. Usulca doğruldu uzandığı yerden, temiz suyla abdest alıp mescide giden dar sokakların arasında kayboldu.

*

Yaşlı bir kadın, kapısının önünü süpürüyordu; Ebu Katade’nin geçtiğini görünce torununa seslendi. Bir yandan başını okşuyor bir yandan tatlı tatlı çocuğa anlatıyordu.

“Yavrucuğum, şu geçen zatı görüyor musun?”

Çocuk elindeki taşları bıraktı; merakla yaşlı kadının gösterdiği adama çevirdi bakışlarını.

“Evet.”

“Rasulullah’ın, süvarilerimizin en hayırlısı, diyerek övdüğü kimsedir bu mübarek. Savaşın biri uzun sürmüş, geceye sarkmışken, Peygamber Efendimiz (asm) at sırtında uyuklamaya başlamış. Ebu Katade onu uyandırmadan iki kez doğrulmasını sağlamış. Üçüncü kez aynı şeyi yapınca Peygamber Efendimiz uyanmış ve Ebu Katade’nin çok hoşuna giden bu hareketinden dolayı kendisine ‘Peygamberini koruduğun için Allah da seni korusun.’ duasında bulunmuş.”

Çocuk anneannesini anladığını belirtircesine aheste aheste başını sallıyor; bir yandan hızla uzaklaşmakta olan Ebu Katade’yi gözleriyle takip ediyordu.

“Sonra ne olmuş anneanne?”

İhtiyar kadın, torununun ilgisini çekmekten memnun, yüzünde çakırkeyif bir tebessümle soruyor, Ebu Katade bir nokta misali küçülürken.

“Söyle bakalım, sence bu zat kaç yaşındadır?”

Çocuk artık görünmeyen adamın sokağa bıraktığı izlerini ararcasına az evvel gördüğü sureti hatırlamaya çalışıyor, kendince tahmin yürütüyordu.

“Belki on beş belki yirmi.”

“Bilemedin çocuğum! Şimdi gördüğün bir mucizenin bugüne taşınmasıdır. Bu muhterem zat yetmiş yaşında. Benim gibi bir ihtiyar o da.”

Çocuk, inanmaz gözlerle anneannesine bakıyor, kendisini kandırıp kandırmadığını düşünüyordu. Yoksa anneannesi, yine masal mı anlatıyordu? Oysa masallar akşamları anlatılırdı. Gündüz ise hakikatin vusule erme vaktidir. Zira nur, gerçeği gösterir. Zülumat her şeyi gizler, saklar sinsice.

“Rasulullah’ın gayret ve takdirini kazanmış bu zattan daha mutlu kim olabilir yavrucuğum. Peygamberimiz’in (asm) öyle güzel, hayırlı, mübarek bir duasına nail olmuştur ki, kim olsa yerinde olmayı dilerdi. ‘Allah yüzünü ak etsin. Allah’ım, onun tenini ve tüyünü mübarek kıl.’İşte bu duanın bereketiyle yanımızdan geçip giden zat senden benden yaşlı olmasına rağmen bedence pek gençtir.”

Çocuk havsalasının en nadide köşesine kaydettiği bu sahneyi ve anlatılanları ömür boyu unutmayacaktı. Unutmayacağının delilini gösterircesine anneannesinin anlattıklarını arkadaşlarına zikretmek için Kûfe sokaklarında koşmaya başladı.

*

Her çocuk, kendisine anlatılanları büyük bir ustalıkla hem zihnine hem kalbine nakşeder. Böylece şekillenirken çocuğun hayalleri, hedefleri, hayatı; gücünü gerçek yaşamdan alan öyküler de ebedileşir ağızdan ağza, nesilden nesle. Ebu Katade’nin öyküsü de çocukluğumun en ilginç senaryosunu taşıyordu nihayetinde. Bu yüzden olsa gerek, kıssa ve menkıbelerin, masal ve anıların çocuk dünyamızda bıraktığı etki bambaşka bir büyüye sahiptir ilelebet. 


Yeni Asya Gazetesi Hafta sonu Eki, 14.Mayıs.2011 

Hiç yorum yok:

Yol yorgunu

insan yorgunken ne kelimelerini yerli yerince kullanabiliyor, ne gezmeye vakit ayırabiliyor ne de film izleyip kitap okuyabiliyor. en bas...