13 Nisan 2011 Çarşamba

Yiyeceklerin Dili

Bir muzun, kirazın, iğdenin yahut profiterolün anlattığı ne çok şey vardır. Her biri “yiyecek” vasfının yanında kendilerine yüklenilen anlamlar nezdinde kıymet ve değer kazanır.

 Bizler, farkında olmadan kişiler ve yiyecekler arasında güçlü birer bağ kurarız. Gezintiye çıktığımız bir vakit, sokağın kuytu bir köşesine gizlenmiş kuruyemişçinin önünde bütün güzelliğiyle sere serpe yayılmış, gelene geçene göz kırpan iğdeleri görürüz. Ve o ân iğdeyi çok seven, adeta onunla bütünleşmiş bir dostumuzu hatırlarız. İğde eşittir muhabbet. İğde eşittir şefkat. İğde eşittir özlem, hasret. 
Daha nice varlık, “algıda seçicilik” kazanarak zihnimizin en nadide köşesinde memnuniyet ve güvenle yer alır. Kuruldukları köşede yeni anlamlar, yeni tanımlamalar kazanırken ruhumuza ve hayal dünyamıza kadar uzanırlar.
Annemin yeşillik (nane, roka, dereotu, semizotu…) tutkusu, babamın yoğurt sevdası, erkek kardeşimin tatlılara bağlılığı, kız kardeşimin kiraz sevgisi, çok sevdiğim bir arkadaşımın haşlanmış mısıra düşkünlüğü, başka bir arkadaşımın mandalina aşkı. Bazısında mekânlar ve kokular da girer araya; yeniden canlanır geçmişten bir kesit. Bir ayrılık sahnesidir belki, dostunu uğurlamaya gelmişsindir. Aklında “kim bilir bir daha ne zaman bir araya gelebileceğiz” endişesi ve hüznü vardır. Vedayı tatlı kılmak için eline parça kestaneli bir karyoka tutuşturur dostun. Kestaneşekerinin diline yayılan o leziz, nefis tadını duya duya otobüsün arkasından el sallarsın. Tuhaf bir ayrılıktır yaşanan; hicranı buruk şekerleme tadında olan.
Sevdiğimiz kişilerle sevdikleri yiyecekler arasında sıkı bir bağ kurarız da, neden bu yiyecekleri Yaradanı hatırlamayız? Düşünsenize bir! Her bir meyve, sebze kısacası yiyecekler aslında Yaratıcısından güzel mi güzel, muhteşem mi muhteşem birer hediye, birer mektup bize. Kıpkırmızı rengiyle gözlere ziyafet veren, kokusuyla mahmur eden, leziz tadıyla mayhoş eden bir elma, mânâ-i harfiyle bakıldığı vakit nasıl da Rabbine işaret ediyor ânında; benden öte bir ben var diyerek. Ve kâinat! Nereye bakarsak bakalım, orada fevkalbeşer bir sanat olduğunu görüyor; bizi bizden daha çok seven, bize bizden daha yakın olan Hâlıkımızın muazzam, muhteşem şaheserlerinde sevgisinin, şefkatinin farkına varıyoruz. 
Kâinat nümayişindeki her bir sanat pek çok şey anlatıyor. En çok da sevgiyi…

Hiç yorum yok:

Yol yorgunu

insan yorgunken ne kelimelerini yerli yerince kullanabiliyor, ne gezmeye vakit ayırabiliyor ne de film izleyip kitap okuyabiliyor. en bas...