14 Nisan 2011 Perşembe

Aşka İman


Sohbetlerin en tatlı kıvama ulaştığı bir gece vakti derin mülahazalarla dolu bir muhabbete dalmıştık eski ev arkadaşımla. Aylar sonra bir araya gelmiş olmanın etkisiyle, önce havadan sudan, sonra hayattan bahsettik. Ve söz döndü dolaştı, ansızın “aşk”ın hanesinde buldu kendini.
Sahi, siz hiç aşk acısından günde bin kez “ya Vedud” ismini diline pelesenk eden biri gördünüz mü?
Ben gördüm! Göğü kaplıyordu gözleri. Umudun ve duanın izleri vardı orada. Binlerce, rengârenk balon bırakılmıştı bu gökyüzüne. Her biri ulaşacağı yeri biliyordu. Aheste aheste yaklaşıyorlardı arş-ı alaya.
Sahi, siz hiç aşk ateşine emin, kararlı adımlarla yürüyen biri gördünüz mü?
Ben gördüm! Uçuyordu sanki. Bir semazen misali döne döne. Kâinatı yutan alevlerin içinde mutluydu; halinden şikâyetçi olmadığı gibi beni de çağırıyordu o ateşe. Ellerimden tutup daireye katmak isterken, ben korkuyla geri çekildim.
Aşka inanmayan ben, onu gördükçe fikrimden cayıyordum merhale merhale. Sadece hal ü etvarı değil sözleri de aşkın varlığını ispat ediyordu. Bunu yaparken beni eziyor, çiğniyor; aşka inanç yolunda bir adım daha atmamı istiyordu. Harekete geçmem için beylik sözlerinden birini savuruyordu nedbeleşmiş yüreğime:
“Sen ateşten değil, yanmaktan korkuyorsun!”
Sonra, o deliduman, şahbaz hali gidiyor, boynu bükülüyor şekeri elinden alınmış bir çocuk timsali gibi. Titrek dudaklarından dökülen sözcüklere sarılarak başlıyor derdini anlatmaya:
“Bak halime. Yandım. Bir kora döndüm. Yaklaşan yanıyor. Oysa benim yangınımı söndürecek tek bir deniz, tek bir okyanus var. O yakmaktan, ben yanmaktan yana. Ne onun söndürmeye niyeti var, ne benim sönmeye.”
Sustum. İman, inanç dedikleri o kıpırtıyı içimde hisseder oldum. Aşkı gördüm, duydum, seyrettim ona bakarken. Aşkın tüm halleri ete kemiğe bürünmüş, suret giymiş, karşımda duruyordu. Gönlü tarazlanmış bir bedene ne zamandır ev sahipliği yapan ruhum ve aklım imanın şartlarına bir yenisini daha ekliyordu: Aşka iman.

1 yorum:

bozuk anksiyete dedi ki...

çok güzel hele ki son iki paragraf. ve bir de aşkla yanan biri...

Adem ile Havva

“Merhaba.” dedi kadın. Sesi yorgundu. Sair zamanlara göre daha boğuk ve zoraki çıkmıştı. Odadakiler kafa salladılar. Aralarında tar...